ömer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ömer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eylül 2007 Pazartesi

Kureyş'in Boykotu


Kureyş'in Boykotu

Kureyşliler, Hamza ile Ömer’in İslâmiyet’i benimseyişi ile güç kazanan Rasûl-i Ekrem’i etkisiz hale getirmeye karar verdiler; bu amaca ulaşıncaya kadar Hâşimoğulları ve Muttaliboğulları’yla mevcut olan akrabalığa ve hukuka riayet etmeyeceklerini söyleyip bu iki zümreyi düşman ilân ettiler; kendileriyle konuşmamaya, kız alıp vermemeye ve alışveriş yapmamaya karar verdiler; boykotun şartlarını bir kâğıda yazıp Kâbe’nin duvarına astılar. Bu sosyal boykot karşısında Ebû Tâlib, yeğenini ve mensuplarını emniyet altına almak amacıyla Şi‘bü Ebû Tâlib’de (Ebû Tâlib mahallesinde) topladı. Hz. Peygamber tebliğ faaliyetlerini sürdürdüğü Dâru’l-Erkâm’dan oraya taşındı. Müşrikler safında yer almayı tercih eden Ebû Leheb ve oğulları hariç, müslüman olsun olmasın bütün Hâşimîler ve Muttaliboğulları oraya taşınıp üç yıla yakın bir süre (616-619) boykot altında yaşamak zorunda kaldılar. Hz. Hatice ile Ebû Tâlib bu sıkıntılı günlerde bütün servetlerini tükettiler. Ticarî faaliyetlerde bulunmak, hac mevsimi ve haram aylar dışında dışarı çıkıp alışveriş yapmak mümkün olmuyordu. Müşrikler alışveriş yapılabildiği günlerde de zorluk çıkarıyor, fiyatları artırıyordu. Sonunda aralarında Ebû Tâlib’in kız kardeşinin oğlu Züheyr b. Ümeyye ve Hişâm b. Amr gibilerinin bulunduğu bazı insaflı kimseler Kureyş’in ileri gelenlerinden Mut‘im b. Adî ve Zem‘a b. Esved ile konuşup desteklerini aldıktan sonra Ebû Tâlib mahallesine gittiler ve mahsur olanları oradan çıkartıp boykota son verdiler.

Hz.Hamza ve Hz.Ömer'in Müslüman Oluşu


Hamza b. Abdul muttalib ve Ömer b. Hattab'ın Müslüman Oluşu

Mekke dönemindeki tebliğ faaliyetleri sırasında iki kişinin müslüman olmasının ayrı bir önemi vardır. Onlardan biri Hz. Peygamber’in amcası Hamza diğeri de Ömer b. Hattâb’dır. Nübüvvetin 6. (616) yılında, Ebû Cehil ve adamlarının Rasûlullah’a hakaret ettiğine şahit olan bir câriye, gördüklerini, av dönüşü Kâbe’yi tavaf etmeye gelen Hamza’ya anlattı. Öfkeye kapılan Hamza elindeki yay ile orada bulunan Ebû Cehil’in başına vurdu, ardından, “İşte ben de Muhammed’in dinini benimsiyorum, cesareti olan varsa gelsin dövüşelim” diyerek Müslümanlığını ilân etti. O sırada Dârülerkam’da bulunan Hz. Peygamber amcasının müslüman oluşuna çok sevindi. Tebliğ faaliyetlerini yürütürken müslümanların karşılaştığı zorlukları hafifletmek için büyük gayretler gösteren Hz. Peygamber, aynı zamanda İslâm’ın zaferi için bazı güç ve nüfuz sahibi şahsiyetlere hidayet nasip etmesi için Rabbine niyazda bulunuyordu. Bu şahsiyetlerden biri de Ömer’di. İbn İshak’ın naklettiğine göre Ömer, bir gün, Hz. Muhammed (sav)’i öldürmek üzere evinden çıkmış, yolda kız kardeşi Fâtıma’nın da İslâmiyet’i benimsediğini öğrenince önce onun evine gitmiş, Tâhâ sûresinin ilk âyetlerini okuduklarını duyunca eniştesini ve kız kardeşini dövmüştü. Fâtıma’nın kararlılığını ve kanlar içinde kaldığını görünce pişmanlık duyarak okudukları sayfaları istemiş, Tâhâ ve Abese sûresinin ilk âyetlerinin etkisi altında kalarak Dârülerkam’da bulunan Rasûl-i Ekrem’in huzuruna çıkıp müslüman olmuştu. Ömer’in müslüman oluşuna tekbir getirerek karşılık veren Hz. Peygamber’in yanı sıra orada bulunanlar da tekbir getirdi ve hep beraber Dârülerkam’dan çıkıp Kâbe’ye gittiler.